Ezilen azınlıklar AB müzakere masasında rehin tutuluyor

Ekmek veren eli ısırmak: Orbán, “liberal” saldırılara karşı bir anakronik devlet fikrinin etrafına duvarlar örmek için göçmenleri, LGBTQIA+ ve kadınları kullanıyor.

Polonyalılar, otoriter hükümetlerinin bedensel özerkliklerini daha da kısıtlama kararına karşı harekete geçmeye başladılar. Şimdi ise, Avrupa aşırı sağ Macar hükümetinin insan haklarına yönelik önemli bir temel saldırısıyla karşı karşıyalar.

11 Kasım 2020 günü, ikinci sokağa çıkma yasağından hemen önce, Victor Orbán‘ın hükümeti, vatandaşların kişisel yaşamlarına müdahale eden kısıtlayıcı bir anayasa değişikliği duyurdu.

Adalet bakanı Judit Varga’nın öncülüğünü yaptığı değişiklik taslağı, çocuklara “Macaristan’ın (…) Hristiyan kültüründen kaynaklanan değerlere dayalı bir yetiştirme” güvencesi verilmesi gerektiğini beyan ediyor.

Viktor Orbán’ın Hristiyan değerlerini benimsemesi, egemen kolonyal anlatıyı yeni oligarşik salgın konfigürasyonlarında yeniden savunmaya yönelik bir girişimdir. Hegemoniler her zaman tarihsel olarak marjinalize edilmiş bedenlerin, yani kadınların, eşcinsellerin, dini ve etnik ‘ötekilerin’ dışlanması, el konulması ve şeytanlaştırılması yoluyla inşa edilmiştir.

COVID-19 salgınını “şok doktrini” olarak bilinen şeyi uygulamak için araçsallaştıran Avrupa ve dünyadaki aşırı sağ hareketler, insan haklarına karşı en tutulmayan hamlelerini yaparak, oportünizm tarafından yönlendirilen koordineli bir stratejiye işaret ediyorlar.

Polonya ve Macaristan mihverinin AB bütçesi ve COVID-19 kurtarma paketi üzerindeki vetosunun ardından, diktatör olmak isteyenler için müzakere masasının bir çelişki yeri olduğu ortaya çıktı.

Polonya ve Macar toplumunun ataerkilleştirilmesi ve AB’ye karşı kutuplaşması, söz konusu devlet liderinin somutlaştırdığı erkeklik kavramını sorgulamadan siyasi uzlaşmaya varmayı imkansız hale getiriyor.

Victor Orbán, pandeminin ekonomik yansımalarını hafifletmek ve çaresiz bir birliğin elini zorlamak için Macaristan’daki ezilen azınlıkları fidye olarak kullanıyor. Orbán’ın Macar projesi olayında, seçmenleri tarafından, AB’ye ve onun Birlik yasasını sürdürme taleplerine “teslim oluyor” gibi gözükmez.

Bu politikasının güvenilirliği konusunda kesinlikle şüpheler yaratacaktır. –sistemik şiddet, ayrımcılık, ırkçılık ve ataerkilliğe hükmedilme yoluyla ekonomik, çevresel, ırk ve cinsiyet adaletsizliği, gayrimeşrulaştırma ve kötüye kullanma.

Robert M. Cover’ın şiddet üzerine yazdığı makalesinde ustalıkla belirttiği gibi; dil ve normatif yorum aracılığı ile yapılan bu siyaset, her sağlıklı toplum için elzem olan ortak hakikatlerin yaratılmasını kasten, acı vererek önlemeyi amaçlıyor.

Güç ve zenginlik bedavaya gelmiyor, bedelini bizim ödememizin istenmesinden yorulduk. LGBTQIA+ topluluğu kalmak için burada:  Gökkuşağı hakları İnsan Haklarıdır!

Görsel Kaynak: European Council Newsroom.

 

 

 

 

 

DiEM25'in etkinliklerinden haberdar olmak istiyor musunuz? Buraya tıklayarak üye olun

Bağış yapınız